Web Tasarım Firması
SİTE İÇİ ARAMA
Sağlığınızın değeri için
+90(216)581 42 00
Genel Cerrahi

Endoskopi nedir, nasıl yapılır ?

Endoskopi içi boş olan organların gözle incelenmesi işlemidir, genel bir adlandırma olup incelenen organa göre ismi değişmektedir. Örneğin yemek borusu-mide-oniki parmak barsağının birlikte incelendiği durumda Gastroskopi adını alır. Bazı endoskopistler bu tetkiki Üst GİS (üst gastrointestinal sistem) Endoskopisi olarak da tanımlarlar. Gastroskopi de endoskopi denilen ışıklı ve esnek cihazla ağızdan sindirim sistemine girilerek duodenum denen ve halk arasında oniki parmak barsağı  olarak bilinen kısma kadar ilerlenmektedir. Bu işlem kalın barsaklar için yapıldığında ise adı kolonoskopi olarak özgülleşir.

Endoskopi midenin, yemek borusunun, oniki parmak barsağın ve kalın barsağın incelenmesini sağlayan yöntemlerdir.

Kolonoskopide makattan esnek ve gastroskopa göre daha uzun olan endoskopla girilir ve yaklaşık 70-120cm kadar bir mesafe gözlenerek kalın barsaklarla ilgili hastalıklar araştırılır. Şayet makattan girildiğinde endoskopik inceleme kalın barsakların son 30-40cm’lik bölümüne yapılırsa buna da flexible rektosigmoidoskopi denmektedir. O halde sindirim sisteminin endoskopik tetkikleri değişik isimlerde ve sindirim sisteminin  farklı kesimlerini hedefleyerek yapılmaktadır. Bununla birlikte toplumda endoskopi dendiğinde genellikle yemek borusu-mide-oniki parmak barsağını görmek üzere  yapılan Gastroskopi  kastedilmektedir.

Mide endoskopisi bilimsel olarak şu yöntemle yapılmaktadır: Mide endoskopi işlemi yapılacak hasta sedyeye oturtulur ve ağza diş hekimlerinin de kullandığı lokal anestezik madde sıkılır. Hastalara sedasyonla genel anestezi uygulanmaktadır. İşlemden önce hastaya sıkılan lokal anestezik madde hastanın mide bulantısını ve yutkunmasını önler. Hasta sol yana yatırıldıktan sonra  ağız boşluğuna dişleri ve endoskopu korumak için dişlik takılır. Bu işlemin hemen ardından hastanın midesine ağız yoluyla giriilir. 

Yukarıda da belirttiğimiz üzere halk arasında kolonoskopi işlemleri arasında karışıklıklar olabilmektedir. Bunu açıklamak gerekirse kolonoskopi; hastanın kalın bağırsağın makattan girilerek  anestezi altında bir fiberoptik kamera ile monitör altında incelenmesi işlemidir. Kolonoskopi 50 yaş ve üzeri sağlıklı kişilerde kolon kanseri taraması yapmak için en güvenilir yoldur.

Gastroskopi hangi durumlarda yapılmalıdır ?

• Yutma güçlüğü

• Ağrılı yutma 

• Yemek borusu kanseri şüphesinde

• Reflü hastalığı şüphesinde

• Sık veya şiddetli kusma varlığı

• Karın ağrısı 

• Yemek Borusu enfeksiyonu şüphesinde

• Dispepsi (hazımsızlık) varlığında

• Üst sindirim sistemi kanaması mevcudiyetinde

• Sindirim sistemine kaçmış yabancı cisimlerin çıkarılması gereğinde

• Kostik hasar (yakıcı sıvı yahut katıların yutulmuş olması) şüphesinde

• Kullanılmış ilaçların hasar yapmış olma ihtimalinde

• Mide ve duodenumda polip varlığından şüphe halinde

endoskopi yapılmalıdır.

Gastroskopi sırasında biyopsi almak dışında başka ne yapılabilir ?

 Biyopsi işlemi dışında kanser şüphesi yaratan özel doku değişikliklerinin mevcut olup olmadığını saptamak amacıyla Chromoscopy, sitolojik tetkik için materyal toplamak, sindirim sistemine kaçmış yabancı cisimleri çıkartmak, polip keserek almak (polipektomi), kanayan alanı bularak kanamanın durdurulması amacıyla bu alana dondurucu ilaçlar enjekte etmek, daralmış bölümleri genişletmek (dilatasyon), stent yerleştirmek ve tümör kitlesini küçültmeye dönük muhtelif tedavi seçeneklerini kullanmak gibi girişimlerde söz konusu olabilmektedir.

Endoskopi yapıldıktan ne kadar sonra uyanılmakta ve yemek yenebilmektedir ?

Anestezi ile endoskopi işlem bitiminden 1 saat  dakika sonra hastalar oturtulmakta ve yine endoskopi bittikten 1 saat sonra yemek yeme ve sıvıların içilmesi serbest hale gelmektedir. Anestezi altında yapılan endoskopilerden sonra 5-6 saat araba kullanılmamalıdır.

 Endeskopi işlemi ne kadar sürmektedir ?

Uyutularak yapılan endoskopide gerek hasta gerekse hekim son derece rahat olduklarından inceleme uyutulmadan yapılan endoskopik tetkiklere oranla daha kısa sürmektedir. Gastaroskopide endoskopla ağza girişten itibaren yaklaşık 3-4 dakika içerisinde yemek borusu (özefagus), mide, pilor kanalı (midenin ince barsaklara açıldığı kanal) ve duodenum (oniki parmak barsağı) gözlenmekte, gereken vakalarda incelenen kesimlerin şüpheli alanlarından hasta hiç farkına varmadan ve ağrı yaşamadan biyopsiler alınabilmektedir. Kolonoskopide süre gastroskopiye oranla daha uzun olup yapılacak  ek girişimlere bağlıdır.

Kolon kanseri ve erken teşhis

Kalın bağırsak kanseri olarakta adlandırılan kolon kanseri toplumda 50 yaştan sonra sıklaşarak görülmektedir. Kolon kanseri vakalarının %95’inde olayın başlangıcı kolon polipleri şeklinde ortaya çıkmaktadır.Kolon polipleri noktasal doku büyümesinden başlayarak giderek irileşen ve kalın barsak iç dokusundan köken almış tümöral lezyonlardır.

Bu polipler irileştikçe kolon kanserine dönme olasılığı artış gösterir. 2cm  cesametten daha büyük poliplerde kansere dönme ihtimali %50 seviyesindedir. Diğer taraftan villöz yapıda olan polipler tubuler yahut tubulovillöz yapıda olanlara nispetle kolon kanserine daha kolay dönüşürler.

Polip üzerinden alınan biyopsilerin patolojik incelemesinde hücresel atipi yahut displazi (özellikle high-grade displazi) ile karşılaşılmışsa kolon kanseri hususunda risk oldukça artmış demektir. Kolon poliplerinin büyüklüklerinin iki katına çıkma süresi (doubling time) birkaç yıl ile ifade edilen bir süredir.Dolayısı ile belirli aralıklarla yapılacak olan takip amaçlı kolonoskopi uygulamaları  kolona ait poliplerin mevcut olup olmadığını ortaya koyarak , bu poliplerin yüksek kanser riski taşıyıp taşımadıklarının tespit edilebilmesine imkan  sağlar.

Böylece riskli kolon polipleri  daha büyük boyutlara varmadan teşhis edilmiş olur ve kolonoskopik yöntemle (polipektomi işlemi) çıkartılabilirler Böylece olay kolon kanseri evresine varmadan durdurulmuş olur.

Kolonoskopi esnasında polipten alınan biyopsi halihazırda kolon kanseri gelişmiş olduğunu gösterdiğinde ise tedavi hususunda henüz çözümsüz bir döneme girilmemiş olunduğundan, yapılacak bir cerrahi operasyonla hastanın yaşamı kurtarılmış olacaktır.

Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri sağlık politikalarında hiçbir şikayeti olmayan, tamamen sağlıklı bireylerde  50 yaştan itibaren 5 yılda bir kolonoskopik tetkikler yapılması  yolu ile kolon kanserinin yaşamı tehdit edecek düzeylere varmadan teşhis edilmesi kabul görmüştür. Bu nedenle  bağırsak incelemesi 50 yaştan itibaren check-up programlarına dahil edilmiştir. Böylece kalın bağırsak kanserinin  başarıyla tedavi edilebilmesi ve hayatın kurtarılması öngörülmektedir. Artık Amerika Birleşik Devletlerinde, özel sigorta şirketleri ,50 yaş ve üzerinde olup özel sağlık sigortası yaptırmak iteyen kişilerden , kolonoskopi yaptırarak polip yahut sinsi dönemini sürdüren bir kolon kanserine sahip olmadıklarını ispatlamalarını talep etmektedir.

Ailesinde kolon kanseri bulunan bireylerde ise kanserli vakanın özellikleri ile alakalı olarak bu kolonoskopik inceleme programları daha genç yaşlarda başlatılabilmektedir. National Polip Study grubunun raporu adenokanser (kolon kanseri) öncüsü olduğu kabul edilen adenomatöz poliplerin kolondan giderilmesinin kolorektal kanserden olan ölüm oranlarında düşme sağladığını net olarak ortaya koymuştur.

Reflü hastalığında cerrahi tedavinin yeri

Proton pompa inhibitörü grubu ilaçlarla reflü hastalığı nın klasik ve atipik semptomlarının iyileştirilebildiği hastalarda cerrahi tedavinin de etkili olacağı öngörülür.Dolayısı ile ilaç tedavisinin işe yaradığı reflü hastaları şayet ilaç kullanımının uzun vadedeki yan etkilerinden huzursuzluk duyuyorlarsa, düzenli ilaç kullanmayı başaramıyorlarsa veya ilaç maliyetinden kurtulmak istiyorlarsa cerrahi tedavi iyi bir seçenek olabilir.Ayrıca özellikle geceleri mide suyunun gırtlağa kadar gelerek akciğerlere kaçmasının ilaç tedavisi ile engellenemediği hastalarda da cerrahi tedavi müracaat edilebilecek bir opsiyondur.İlaç tedavisine cevapsız reflü hastalarında anti-reflü cerrahinin de etkin olmayacağını öngörmek zor değildir.

Reflü hastalığında cerrahi tedaviye müracaat etmeden önce endoskopi, baryumlu özofagus grafisi, özofagus manometrisi testleri mutlaka yapılmalıdır.Şayet relü hastalığı semptomları proton pompa inhibitörü grubu ilaçlara yanıt vermiyorsa, problemin reflü hastalığı olduğunu ispatlamak amacı ile operatif tedaviden önce mutlaka 24 saatlik Ph monitörizasyonu testi yapılmalıdır.

Laparaskopik cerrahinin kullanıma girmesinden sonra yapılan iki operasyondan biri Nissen 360 o fundoplikasyon operasyonu ve diğeri ise Toupet kısmi fundoplikasyon ameliyatıdır.Bu amaliyatlardan sonraki 1-2 gün içinde hastaneden taburcu olmak ve bir hafta sonra normal iş yaşamına dönmek mümkündür.

Reflü hastalığının tedavisinde kullanılan ameliyatlar hem reflü hastalığına ait şikayetleri ortadan kaldırmakta , hemde kronik reflü tahrişine bağlı olarak gelişecek darlıkları oldukça başarılı seviyede engellemektedir.Ancak reflü hastalığının cerrahi tedavisi Barrett’s özofagusunun gerilemesini sağlamaktan uzaktır ve dolayısı ile reflü hastalığına bağlı olarak gelişebilecek özofagus kanserini engellemekten uzaktır.

Reflü hastalığının tedavisinde anti-reflü cerrahi proton pompa inhibitörü grubu ilaçlardan daha üstün değildir.Bu ameliyatlarda yaşam kaybı oranı 5-7/1000 oranında olup ihmal edilebilecek düzeydedir.Ancak bir grup hastada ameliyattan sonra yutmada güçlük hali, gaza bağlı şişkinlik, ishal ve barsaktan gaz çıkışında artma ortaya çıkmaktadır.

Operatif tedavinin başarılı olması reflü şikayetlerinin geri dönmeyeceğinin garantisi değildir.Çok sayıda ameliyat yapmış olan tecrübeli cerrahların çalıştığı merkezlerde anti-reflü amaliyatından sonra uzun dönemde semptom nüksü ihtimali %10 hastada ortaya çıkmaktadır.Reflü hastalığı için cerrahi yönteme müracaat edilmiş her 20 hastanın 1’inde ikinci kez operasyon ihtiyacı ortaya çıkmaktadır.İlaç tedavisinin çoğu reflü hastasında tatminkar bir çözüm olduğu unutulmadan, cerrahi tedavinin risk/yarar oranı göz önüne alınmalı ve hasta ile doktoru cerrahi tedavi tercihini birlikte yapmalıdırlar.