Web Tasarım Firması
SİTE İÇİ ARAMA
Sağlığınızın değeri için
+90(216)581 42 00
İç Hastalıkları

21.YÜZYILIN HASTALIĞI DİYABET 

Dünyamızda kötü hastalık denildiği zaman ilk akla gelenler kanser ve kalp hastalıkları olmasına rağmen Diyabet hastalığı özellikle 2000'li yılları devirdiğimiz şu son 10-15 yılda çok fazla sayıda insanı etkilemektedir.
 
Etkileri Şunlardır 
 
1- Komplikasyonları çok fazladır. Böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği vakalarının en büyük çoğunluğu diyabet yüzünden oluşuyor ki bugün Amerika Birleşik Devletleri'nde diyalize giren hastaların sayısı ve maliyeti Türkiye bütçesine yakın olup diyabetlilerin hepsi potansiyel kalp ve damar hastasıdır, çünkü damarlarımıza direkt hasar oluşturmaktadır. Çevremizde dikkat edersek ne kadar fazla kalp krizleri ve kalp müdahaleleri oluyor. Körlük ve görme bozukluğu da diyabetlilerde çok sıktır.

2- Diyabetli hastaların devlete maliyeti çok yüksek rakamlara ulaşmıştır. İnsülin kullananlarda özellikle sağlık kurumlarına yük oldukça fazladır.

3- Son yıllarda hastanelerde yatan hastaların önemli bir kısmını diyabet ve ona bağlı hastalıklar oluşturmaktadır.

1980'li yıllarda Türkiye de nüfus 50 milyon iken bu nüfusun %2 si diyabetlidir.(Yani 1 milyon diyabetli vardı.)

1990'larda nüfus 60 milyon ve bunu %4 ü diyabetli (2 milyon 400 bin oldu.)

2000'lerde nüfus 75 milyon oldu ve diyabetliler %7 lere ulaştı. Rakam olarak 5 milyonlara geçildi.

Tabii ki bu kadar yüksek rakamların nedeni bizim yaşam ve beslenme tarzımız. Kilolu insan oranı arttı, hareketsiz yaşam başladı. Kötü şehirleşme de tuz biber oldu.

Eskiden dağ bayır dolaşan hareketli yaşayan, doğal beslenen insanlar gitti; hareketsiz, evlerine kapalı, televizyon veya bilgisayar başında vakit geçiren spor yapmayan, baklavalarla, böreklerle beslenen obez bireyler ve toplum ortaya çıktı.

Bunların sonucunda şeker hastalığı çağımızda hızla artan ve toplumu, insanlığı hem maddi hem de manevi sarsan bir hastalık olarak çağımızın vebası halini almıştır.
 
Tanısı Nasıl Konulur ?
 
Kan tahlili ile: eğer kan şekeri (açlık) 126 mg/dl üzerinde ise. Eğer 100-126 mg/dl ise şeker yükleme testi yapılır.
 
Belirtileri Nelerdir ?
 
Ağız kuruluğu, çok su içme, sık idrara çıkma, halsizlik başlıca şikâyetleridir.
 
Tedavi Nasıl Yapılmalı ?
 
İlk aşamada diyet önerilir. Doğru ve düzgün beslenen, obez olmayan bireylerde az rastlanır. Hamur işleri, pilav, makarna ve ekmeğe dayalı beslenmemeliyiz. En uygunu Akdeniz tipi diyettir. Yani sebze ağırlıklı beslenme. Balık ve tavuk da önerilir.

İkinci aşama egzersiz ve hareketli yaşam. Kişinin vücuduna uygun spor mutlaka doktoruna danışılarak yapılmalı.

İlaçlı kısmı için ise aile hekimi ve sonrasında iç hastalıkları uzmanına danışılmalı.

Sağlıklı günler dilerim. 
Hastalanmadan korunarak diyabeti azaltabileceğimizi bilmeliyiz.
Hastalandıktan sonra daha zordur.

 


 

 HİPERTANSİYON NEDİR ?

Hipertansiyon en basit tanımı ile yüksek kan basıncı demektir. Damarlarımızdaki kanın hücrelere ulaşması ancak bir basınç altında akmasıyla mümkündür ki biz buna kan basıncı diyoruz.

Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir yetişkinde 120/80 mm Hg’dır.

Kan basıncı devamlı olarak 140/90 mm Hg üzerinde seyrediyorsa hipertansiyondan bahsedilir.

Hipertansiyon kalp hastalıkları için önemli bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin, kalp, damar, göz ve böbrek gibi organlarda ciddi bir hastalık gelişimine sebep olur. Bu nedenle hipertansiyon erken teşhis edilip tedaviye erken başlanırsa artan kan basıncı düşürülerek bu tür hastalıklar engellenebilir.
 
Hipertansiyonun Sınıflandırılması 
 
1. Birincil (Esansiyel) Hipertansiyon
 
Hipertansiyon vakalarının %90′ı nedeni bilinmediğinden Birincil (Esansiyel) Hipertansiyon olarak adlandırılır. Bilinen kesin bir nedeni yoktur. 
 
2. İkincil Hipertansiyon
 
• Böbrek hastalığı (böbrek doku ve damarlarında bozukluk)
• Böbreküstü bezlerinin çeşitli hastalıkları
• Bazı ilaçlar(doğum kontrol hapları; kortizon, soğuk algınlığı ilaçları v.s)
• Gebelik
• Beyin tümörü veya kafa içi basıncın artması
• Alkol kullanımı gibi çeşitli nedenlere bağlı olabilir 
 
Risk Grupları
 
Birincil ( Esansiyel ) Tipte yüksek tansiyonun nedeni bilinmese de gelişmesini kolaylaştıran bazı faktörler sıralanabilir:
• Kalıtım: Ailesel yatkınlık
• Cinsiyet: Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte kadınlarda menapoz sonrası görülme sıklığı artar
• Yaş: Genellikle 35 yaş üzerinde ortaya çıkar
• Obesite
• Alkol
• Sigara
• Diyabet
• Yanlış beslenme ve tuzlu diyetler
• Hareketsiz yaşam şekli
• Doğum kontrol ilaçları kullananlar
• Stres 
 
Hipertansiyonun Belirtileri Nelerdir ?
 
Zaman zaman sinsi bir şekilde belirti vermeden de ortaya çıkabileceği gibi özellikle ense kökünde zonklayıcı tarzda baş ağrısı, bulantı-kusma, burun kanaması, uyuşukluk, yorgunluk, endişe, kulak çınlaması, bulanık görme veya gözlerde kararma ve fazla idrar çıkarma gibi belirtiler göz ardı edilmemeli, hipertansiyon yönünden araştırılmalıdır.
 
Hipertansiyonun Vücuda Zararları Nelerdir ?
 
• Ateroskleroz(Damar sertliği)
• Beyin kanaması ve felç
• Kalp krizi ve yetmezliği
• Gözlerde görme kaybı
• Böbrek hasarı gibi hastalıklar kişinin yaşam kalitesini bozar ve ömrünü kısaltır.
Bu nedenle hipertansiyon önemle tedavisi gereken bir hastalıktır. 
 
Hipertansiyondan Nasıl Korunabiliriz ?
 
Öncelikle ilaç dışı tedaviler şeklinde adlandırılan aşağıdaki yaşam tarzı değişikleri yararlı olacaktır.
• Tuz alımının kısıtlanması
• İdeal kilonun korunması
• Sigara kullanılmaması
• Alkol alınmaması
• Düzenli egzersiz yapılması
• Stresi kontrol yöntemlerini kullanmak. Yoga meditasyon gibi gevşeme tekniklerinin uygulanması
İlaç dışı yöntemlerle tansiyonun istenen düzeye indirilemez ise çeşitli tansiyon düşürücü ilaçlar içersinden size en uygun seçimi doktorunuz yapacaktır. Düzenli kontrollerinizi yaptırınız.