Web Tasarım Firması
SİTE İÇİ ARAMA
Sağlığınızın değeri için
+90(216)581 42 00
Çocuk Hastalıkları

   ANNE SÜTÜ

Anne sütünde yenidoğan için gerekli her türlü yapı maddesi dengeli olarak mevcuttur, ancak annenin bu ögeleri içeren besinleri çevresinde bulabilmesi ve pişirme teknikleriyle yok edilmeden tüketmesi gerekir. Her türlü tahılın, yaş veya kurutulmuş sebze ve meyvaların büyük ölçüde üretilebildiği memleketimizde vitamin açığının anne sütü alan bebeklerde bulunması beklenmez. Ancak süt, yumurta ve et gibi hayvansal proteinlerin hiç birini almayan annenin sütünde B12 vitamininin ve folik asidin düşük olacağı bilinmektedir. Gelişmiş ülkelerde, anne sütünde yetersiz tek vitamin olarak K vitamini görülür.

Anne sütünün demir düzeyi oldukça düşüktür. Ancak anne sütünün biyoyararlılığı bu demir düzeyinde bile bebeğin demir eksikliği anemisine yakalanmasını önleyebilmektedir. Anne sütü alamayan bebeklere demir takviyesi yapılmış formulalar (ticari mamalar) önerilmektedir. Çinkoysa anne sütünde yüksek düzeydedir; özellikle kolostrum tabiatta en yüksek düzeyde çinkoya sahip besindir. Anne sütü demiri ve çinkosu gibi, anne sütü selenyumunun da biyoyararlılığı yüksektir. Bu nedenle anne sütündeki düşük oranlar bile formülalardaki yüksek miktarlardakinden daha iyi emilir. Anne sütünde bebek için gerekli her türlü eser element yeterli miktarda vardır.

Anne sütü yağları özellikle ileriki yaşlarda damar endotelini zedeleyeceği bilinen düşük dansiteli lipoproteinlerden (LDL) fakir, buna karşılık lipid metabolizmasında yararı üzerinde çokça durulan yüksek dansiteli lipoproteinlerden (HDL) zengindir.

Gerek gebelik gerekse emzirme süresince anne perhiz yapmamalıdır. İyi ve kötü beslenmiş annelerin sütünde farklar oluşur. Gündüz çalıştığı için meme veremeyen annelerin geceleri meme vermeleri önerilmektedir. Bebeğin memeye ilk tutuluşundan itibaren anne sütü dışında hiç bir şey verilmemesi doğrudur. Annenin yeterli beslendiğinin işaretlerinden biri de annenin gün boyunca sık sık idrar yaptığının gözlenmesidir.

 


 BEBEKLERDE GAZ SANCISI

Bebeğiniz dünyaya tam olarak gelişmemiş bir mide-bağırsak sistemi ile gelir. Yetişkinlerde bulunan sindirime yarayan birçok enzim de, bebeklerde henüz tam anlamıyla işlev görmediğinden, bebek anne sütünden sonra ya da hazır mama tüketiyorsa mamadan sonra kramp şeklinde belirti veren ağrılarla karşılaşır. Gaz sancıları hafif veya şiddetli olarak birçok bebeğin karşılaştığı bir sorundur. Gaz sancısı, bebeğe zarar vermeyen, belli bir süre ile sınırlı fizyolojik bir olaydır ve bir takım önlemler alarak önüne geçmek ya da en aza indirmek mümkündür. Başlangıç olarak bebeğin gaz sancısı dışındaki herhangi bir sebepten dolayı ağlamadığına emin olmanız gerekir. Genelde sancılar en çok açlıkla karıştırılır. Eğer bebek anne sütünü verdiğinizde susuyorsa ağlamanın nedeni açlık olduğuna karar verebilirsiniz. Bebek buna rağmen susmuyorsa ve her nöbet esnasında bebeğe anne sütü ya da mama veriyorsanız, nöbetler bu nedenle de artabilir. Sık sık ve düzensiz beslenen bebeklerin gaz sancıları daha da çoğalabilir. 

Erken dönemde başlanan ek gıdalar da gaz sancısına sebep olabilir.

Bebeklere şekerli su içirilmesi, emziklerin bala veya pekmeze batırılarak verilmesi, çok erken aylarda nişastalı gıdalara başlanması, meyve ve meyve salarının gereğinden çok içirilmesi veya meyvelerin olgunlaşmamış olması gazı artırabilir. 

Gereğinden fazla su içirilen veya tam tersi yeterince su verilmeyen bebeklerde de gaz fazla olur.

Uzun süre açıkta kalan yiyecekler (özellikle süt ve sütlü yiyecekler), iyi temizlenmemiş şişe - kaşık ve emzikler, uzun süre kapağı kapatılmamış şuruplar (vitaminler, antibiyotikler, ateş düşürücü, ağrı kesiciler) basit mikrobik kirlenmeler nedeniyle gaz yapabilir.

Altının uzun süre ıslak bırakılması, bulunduğu ortamın aşırı sıcak veya soğuk olması, uzun süre aynı konumda yatırılması gazı artırabilir.

Bebeğin kundaklanması, hareket kabiliyetini sınırlayan kuşaklarla sarılması gazı artırabilir.

Annenin beslenmesinin önemi tartışmalıdır. Yine de annelerin de süt verirken gaz yapan gıdalardan kaçınması önerilmektedir.

Belirtiler: Bebek meme emmek ister ama kısa bir süre sonra ağlamaya başlar. Bebeğiniz özellikle besin aldıktan sonra bu belirtileri veriyor ve sakinleşmiyorsa, bunun gaz sancısı olma ihtimali yüksektir. Ayrıca gazı olan bebeklerin karınları sert ve şiş görünür.

Gaz Sancısını Engellemenin Yolları

Bebeğinizi mümkün olduğunca anne sütü ile besleyin. Çünkü anne sütü bebeklerin sindirebilmesine en uygun, doğal besindir.

Emzirme aralığınızı en az 2 saat olarak ayarlayın, aksi takdirde saat başı emen bebeklerde sindirilen ve sindirilmemiş süt karışarak gaz yapabilir.

Sakin olun, bebeğe şefkatle ve güvenle yaklaşın.

Bebeği aşırı sıcak veya soğuk ortamlarda bulundurmamaya özen gösterin.

Bebeğinizi dar kıyafetlerle, üst üste giydirmeyin.

Mama hazırlarken hijyen (temizlik) kurallarına uyun.

Bebeği yan olarak veya karın üstü yatırın ve karın üstü yatırılırken sürekli gözetleyin.

Karnına ve ayaklarına ılık bezler koyun.

Her beslenmeden sonra gazını çıkartın.

Sakin olduğu bir zamanda bebeğin karnına masaj yapabilirsiniz.

Bebeğe rezene çayı ve anason çayı verilebilirsiniz.

Çeşitli bitki çayları denenebilir.(Rezene, anason, papatya vb.)

Bebeklerde Kolik

Pek çok bebek hayatının ilk döneminde canı yanıyormuş gibi davranışlar sergileyerek, ağlama nöbetlerine tutulabilir. Sağlıklı bebeklerde görülen bu tarz nedensiz ağlamalara KOLİK denmektedir. Kolik, bir hastalık değildir ve bebeğe zarar vermez. Bebeklerin yaklaşık % 10' unda görülen ve dış dünyaya uyum sağlarken yaşanılan bir tür rahatsızlık olarak kabul edilebilir.

Kolik Ne Kadar Sürer ? 

Bebek 2-3 haftalık olduğunda başlar, 4-6 haftada en yoğun döneme ulaşır, çoğunlukla 3 ayda sona erer.

Doktor Kontrolü Gerekli mi ?

Bebeğin her gün belirli saatlerde ağlama nöbetlerine tutulması, kolik belirtisi olabilir. Yine de bebeği doktora götürmek ve başka bir sorun olmadığından emin olmak için onu muayene ettirmek gereklidir. Bebeklerde; fıtık, barsak düğümlenmesi, orta kulak iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu gibi problemler de çok ağlamaya yol açar ve bebeğin kolik sorunu olduğu sanılabilir.

Kolik’in Nedenleri

Koliğin nedeni henüz bilinmemekle beraber; anne sütü alan bebekte annenin yediklerine allerji, mama alan bebekte mamanın içeriğine allerji, sindirim sisteminin tam olgunlaşmamış olması, artmış barsak gazı, bebeğin günlük rutinindeki değişiklikler, annenin endişesi/olumsuz duyguları ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir.

Emziren Annenin Kaçınması Gereken Gıdalar

Annenin emziklik dönemindeki beslenmesi, bebeğin özellikle ilk 6 ay, temel besin kaynağı olan anne sütüne etki ettiği için çok önemlidir. Gaz yapıcı özelliği olduğu bilinen, lahana, karnabahar, Brüksel lahanası, brokoli, kuru baklagiller, inek sütü ve süt ürünleri, pişmemiş soğan ve sarımsak, baharatlı gıdalar, kahve, çay, çikolata, portakal gibi besinlerin annenin diyetinden çıkartılması, bebeğin rahatlamasına olanak verebilir.

Ağlayan Kolik Bebeğin Rahatlatılması

Bebeğinizi rahatlatmak için öncelikle sizin rahat, olumlu ve anlayışlı olmanız gerekmektedir. Her bebeğin ağlamasını farklı yöntemlerle durdurabilirsiniz. Fakat tüm bebekler için geçerli olan, kendisini güvende hissetmesidir. Aşağıda sıraladığımız ipuçları, Kolik bebeğinizin ağlamasını dindirebilir.

Kucakta veya bebek arabasında gezdirmek

Sarılma ve rahatlatıcı ninni/şarkılar söylemek

Hafif/alçak sesli müzik dinletme

Kucakta veya beşikte sallama

Karnına ılık yağ ile masaj yapma

Karnına ılık havlu koyma

Ilık bir banyo yaptırma

Kendi arabanıza bindirip gezdirme

Emzik verme

Yanında saç kurutma makinesi çalıştırmak.

 


ÇOCUKLARDA GRİP

Grip, etkeni influenza virüsü olan, ateş, titreme, öksürük ve baş ağrısı belirtileri ile seyreden bir hastalıktır. Oldukça bulaşıcı bir hastalık olup, üst solunum yollarını etkiler. Bazen kulak ve sinüs enfeksiyonlarına da neden olabilir. Virüs her yıl genetik yapı değiştirdiğinden bağışıklık bırakmaz, dünya çapında enfeksiyonlara yol açabilir.

Grip birçok insanda bir-iki hafta içerisinde kendiliğinden düzelir ancak Grip sezonu genellikle Ekim ile Nisan ayları arasıdır. Vakalar genellikle kış ortasında iki üç haftalık bir dönemde artış gösterir

Grip ya hasta olan kişinin hapşurması veya öksürmesi sırasında ağzından veya burnundan çıkan damlacıkların diğer kişi tarafından hava yoluyla solunması sonucu, ya da direkt temas denilen öpme, hasta olan kişinin kaşığını, çatalını, havlusunu kullanma gibi yollarla bulaşır

Grip virüsüne binlerce insan maruz kalsa da bazısı çok hafif atlatmasına rağmen bazılarında ağır seyreder. Tipik olarak grip ateş ve ağrıyla başlar, ateş genellikle yüksektir, daha sonra boğaz ağrısı, burun akıntısı, yorgunluk, baş ağrısı, öksürük takip eder. Bazı hastalarda bulantı kusma da olabilir.

Üç ile altı gün içerisinde belirtiler düzelmeye başlar ancak öksürük ve yorgunluk birkaç hafta daha devam edebilir

Belirtiler uzun süre geçmesine rağmen düzelmiyorsa ( burun akıntısı on günden uzun sürmüş, koyu ve sarı bir renk almışsa)

3 günden fazla yüksek ateş devam ediyorsa,

Solunum sıkıntısı başlamışsa,

Çocuğun bilinç durumunda değişiklikler görülüyorsa,

Grip belirtilileri düzeldikten sonra tekrar ateş ve öksürük başlamışsa,

Çocuk yeterince sıvı alamıyorsa, dehidratasyon denilen vücutta sıvı kaybı bulguları başlamışsa, (idrar yapımında azalma, ağladığında gözyaşı olmaması, ağızda kuruluk, uyuklama hali

Tedavi

Gripte en iyi tedavi destekleyici tedavidir.

Ağrılar ve ateş için ağrı kesici ve ateş düşürücüler verilir. Ancak unutulmaması gerekir ki, grip olan çocuklara aspirin verildiğinde Reye sendromu denilen ölümcül olabilen bir durum oluşabilir, bu yüzden grip olduğunu düşündüğünüz çocuğunuza aspirin vermekten kaçınmalısınız.

Bol sıvı alınması gereklidir.

Çocuğun evde istirahat etmesi; hastalığı başka çocuklara bulaştırmaması açısından okula veya kreşe gönderilmemesi tavsiye edilir.

Buhar makinesi oda havasını nemlendirip çocuğun nefes almasını kolaylaştırmak için aralıklarla kullanılabilir.

Belirtileri azaltmak için doktor tavsiyesi ile antibiyotik içermeyen soğuk algınlığı ilaçları kullanılabilir.

Burnun açık tutulması ve burna yerleşen virüsleri azaltmak açısından serum fizyolojik tedavisi oldukça önemlidir. Piyasada damlılıklar içerisinde veya serum şişesinde satılan formları vardır. Günde üç-dört kere damlalıkla burun pasajını iyice açacak şekilde, özellikle uyku ve beslenme öncesi uygulanması tavsiye edilir. Serum fizyolojik uygulamasından sonra küçük bebeklerde plastik burun temizleyicilerle, büyük çocuklarda hınkırma ile burnun temizlenmesi de faydalı olur.

Grip virüsüne karşı kullanılabilecek bazı özel ilaçlar da vardır. Bunlar hastalık süresini kısaltıp belirtilerin daha kısa sürede düzelmesini sağlar. Hastalık belirtilerinin görüldüğü ilk 48 saatlik dönemde başlanırlarsa etkili olurlar. Ancak doktor tarafından gerekli görülen ağır vakalarda kullanılmalıdırlar. Her grip vakası için tavsiye edilen bir tedavi şekli değildir.